Emek Altın
Emeğinin karşılığını almak, ender ve mümkün.
Ben bir kadın girişimci ve butik bir zeytinyağı üreticisiyim.
13 yıldır yazlığımızın bahçesine diktiğim yöreye has “Memecik Türü” zeytin ağaçlarım sayesinde; zeytin ağacına ömrünü adamış, bu işin ilmini yapmış insanların tüm bilgisini karşılıksız koşulsuz paylaştığı bir tür adı konmamış “Zeytin Okulu”’nda okuyorum.
2021 yılında Milas’ın Şenköy’ünde aldığımız zeytinliğimizle okuldan uygulamaya geçiş yaptım. Toprakla ilgilenenler için -çiftçi için- mezuniyet yok. Emeklilik yok. Emek de semere gibi sonsuz.
Aslında bin kere farklı mecralarda yazılı sözülü dile getirmiş olsam da (substack’in nesi eksik kalsın) benim zeytinle, doğayla ilişkim köklerimden, ailemden yadigar.
Zeytinyağımın markası “4 Yapraklı Yonca”. Son üç senedir, zeytinliğimiz o hasat yılında bana ne fısıldıyorsa, ona göre bir seri adı koyuyorum. İlk markalaşıp işi ciddiyete bindirdiğim sene, UMUT ve HAYAL diyordu ağaçlar. Kim bilir belki de benim ihtiyacım, ülkemin ihtiyacı, içinden geçtiğim zamanın ruhu bana UMUT ve HAYAL diyordu. Ben de bu iki seri ile çıktım. Ardından Cumhuriyet’imizin 100. Yılı idi, GÜVEN dedi ağaçlarım. Bu sene, yani 2024-2025 Hasat yılı için de AŞK diye bas bas bağırdı zeytinliğim. Doğdu AŞK.
Zeytin bir meyve ağacı. Üstelik KADIN. Meyvelerini 9 ay 10 günde veriyor. Bak yazarken yine tüylerimi diken diken, gözlerim dolu dolu. Zeytinin canını incittiğinde, meyve vermeyip köklerine çalışıp sessizliğe bürünüyor. Buna zeytin dilinde “yok senesi” deniyor. Var senesinde ise, tutabilene AŞK olsun. Bu duruş manidar değil de ne? Zeytin Ağacı 3000 yıldan fazladır yaşıyor. Görüyor. Tanıklık ediyor bize.
Zeytin meyvesi ile yağı arasında büyük bir mucize farkı var. Mesela oleokantal denilen bir sağlık bileşeni meyvede yok da, ancak sıkılınca yağında ortaya çıkıyor. Onlarca kanser türünde iyileşme nedeni. Polifenoller dediğimiz, türlü çeşit sağlık bileşeni barındıran bir sağlık kürü zeytinyağı. Tek kaşıkta bütün bedene, tepeden tırnağa tek bir yan etki bırakmadan sağlık veren bir sağlık ordusu.
Zeytinyağının tek başına bu kadar önemli bir sağlık suyu olduğunu, bu zeytin cenneti ülkede unutturan tüm politikalar utansın! Dünya’nın önde gelen zeytin cennetlerinden memleketimizde, hiç zeytin ağacı olmayan bir Japonya kadar zeytinyağı kullanmadığımızın kanıdı sağlıksızlığımızın kendisi.
Bana zeytini ve zeytin meyvesinin suyunu kusursuz bir zeytinyağı olarak elde etmenin tüm kritik noktalarını, bu işin en ciddi uzmanları anlattı. Böylesi bir eğitimin maddi karşılığını hesaplayamıyorum. Manevi kısmı benim ülkeme borcum. Eğitimim hala sürüyor. Zeytinyağı Tadım Uzmanları ayrı, eczacı ve bilimsel araştırmalara kendini adamış doktorlar ayrı ayrı bana emek veriyor. Yüzlerini kara çıkartmam söz konusu olamaz.
Zeytin benim için bir milli dava, memleket meselesi. (Arı da öyle benim için)
Bu işe kalkışırken, hocalarıma “Ben bu elimdeki sosyal medya gücü ile, hangi konuda nasıl çalışırsam kusursuz zeytinyağımıza dair hem kendime hem memlekete hayırlı bir işe yararım?” diye sordum.
“Yonca kusursuz sağlık için içimlik bir zeytinyağı üret. Bunu da anlat.” dediler.
Ben de bunu misyon edindim.
Zeytinliğimize bir Permakültür Tasarımcısı ve Eğitmen olarak, gereken her koşulu gözeterek saygıyla bakıyorum. Doğasına müdahale etmeden, toprağa ihtiyacı olan sadece etkin mikroorganizma -yani Kompost suyu- kullanarak destek veriyorum. Hasat sırasında tek dalı incitmiyoruz. Köyümüzün kendi insanı ile imece yapıyoruz. Bana Şenköy ne nimet veriyorsa, Köylüsü ile paylaşmayı asla ihmal etmiyorum.
Bakımdan, imara (imar bizim Muğla dilinde budama demek), hasattan sıkıma kusursuz bir zeytinyağı için öngörülen her koşulu birebir sağlıyorum.
Hasat sırasında tek bir zeytin danesi toprağa değmeden nefes alan kasalarda toplanıyor. Zeytin çok ilginç. Toprağa değince kimyası değişip sabunluk, kozmetiklik oluyor. Onlar asla sıkıma girmiyor. Çuval kullanmıyorum. Çuvalda çürüme, kokuşma hızlı oluyor. Kasalarda toplanan zeytinlerimi, 24 saat kuralı dolmadan yaklaşık 4 saat içinde fabrikamıza götürüyorum. Fabrika deseniz, ortağı olduğum Bafa Kooperatifi. Zeytinliğime 15dakika mesafede. Sıfır hata kuralıyla orada sıkım. Zeytinler hiç bekletilmeden, tane tane gözden geçirilip buruk veya iyi olmayan her bir zeytin ayrılarak sıkım yapıyoruz.
Sıkım sonrası ilk iş zeytinyağımı akredite laboratuvarda duyusal analize yolluyorum. Yetmez bilime katkı, oleokantal oranları için bir de Düzen Laboratuvarına yolladım bu sene.
Zeytinyağı krom tanklarda demlenmeye bırakılıyor. Hazır olunca demi… Şişeleme.
Şişeler deseniz, ışık almayan koyu renk şişe. Kapağı içine asla oksijen sızdırmayan özel kapak. Neden? Çünkü zeytinyağı güneşle temas ettiğinde gücünü yitiriyor. Oksijenle temas yine kaliteyi bozduğu gibi, bütün sağlık bileşenleri uçup gidiyor.
Ömrü her gün çalışarak geçen çiftçiye yapılan desteğe dair rakamları bir Instagram postumda paylaşmıştım. Bakınız hüsran!
Şişeleme sonrası yükleniyorum her birini, eve. Tek tek tek etiketleme başlıyor. Bu sene Annem liderlik etti. İmece evde de devam etti.
Şişelerime bir de zıbın diktiriyorum. Çünkü şişe ışık görmesin. Çünkü bir de kendini gözetmek demek olan bu kadar sağlıklı ve kusursuz bir zeytinyağını alan canım insanlar bu zıbın keseleri, yine kendilerini gözetmek için sevdikleri şeylerini içine koyup saklasınlar hayal ediyorum. Keseleri de, Bodrum Sağlık Vakfı engelli bireyleri dikiyorlar. Böylece bir ucundan da sosyal sorumluluk yapabilmek, gönlüme siniyor.
Şu hayatta en sevdiğim şey, yazmak. Mektuplaşmak. Madem bu sene serinin adı AŞK dedim. AŞK yazmadan olmaz. Kartpostallar bastırdım. Her bir AŞK alan kutusunun içinde bir de kartpostal buldu. Sevdiğini, sevgisini, içinden geleni yazıp da yollasın diye hayal ettim.
Yazarken kendimi kaptırmışım. Substack bana sonsuz bir alan verdi. Yazmaya susamışım. Umarım sizi tüketmedim. Duramıyorum.
Tutku bu. Emek bu. Zeytin ağaçlarının hakkı bu.
Bu kadar anlattığım emek, sanmayın tonlarca yağ. Elde ettiğim en fazla 200kg zeytinyağı.
Zeytinyağımın özelliğini #zeytinyağımbaşucumda etiketiyle anlatmaya çalışıyorum. Her sabah ilk iş bir kaşık içimlik. Acımsılığı sağlık demek. Lezzeti acayip. Bu kalitede bir yağı yine de salatalarımda kullanacağım diyen de var. Hay hay.
Çok fazla şişem olmadığı için yarışmalara katılmak da tantana. Yarışmalara katılsam elimde zeytinyağı kalmaz :) Yine de bu sene ikinci kez katıldım.
4 Yapraklı Yonca AŞK Serisi zeytinyağım, Zeytindostu Derneği’nin düzenlediği 18. Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda ALTIN MADALYA aldı!
Benim için emeğin, özenin, saygının; doğaya aşkla hizmet etmenin hakkıyla ödüllendirilmesi demek bu.
Birlikte üretmenin, birbirinden öğrenmenin, kalitede kusursuzluğu hedeflemenin haklı ödülü bu.
Dünya’ya “Biz buradayız!” diyen zeytin dostlarının hikâyesi.
Özen. Güven. Saygı. AŞK.
Zeytinliğimiz Milas'ta. Bafa'nın Şenköy'ünde dedim ya yukarıda.
Şenköy, Zeytin Ormanları olarak anılan bir köy. İsmi gibi, insanları da Şen. İmece tarihçesini hala büyük özenle gözeten insanlarıyla itibar kazanmış, ömrünü zeytine adamış bir köy.
Her hasat dönemi kendine has hikayesini de yazıyor. Değişmeyen değerler; toprağa, zeytine, köklerimize emek veren canlar!
Yanıma gelip hasat günü gönülden destek veren, hasat zamanı bizimle beraber zeytinleri elleriyle toplayan dostlarım var!
13 yıldır her gün karşılıksız bana bilgisini, sevgisini veren Zeytin Okulu hocalarım! Ferudun, Nurdan Kaykı. Atilla Totoş. Dr. Mücahit Taha Özkaya.
"Ben bu eşsiz sağlık kürü zeytinyağımı nasıl satacağım?" diye düşünürken, daha etiket basılmadan ön sipariş sırasına giren, bana güvenen tüm değer bilen yoldaşlarım…
Altın Madalya hepimizin!
Altın Madalyayı ayaklarım yerden kesilerek ben almayacağım da kim alacak?!
Mutluluktan uçuyorum!
Yaşasın ölmez ağaç Zeytin Ağacı!
AŞK’la üretmeye devam.
Yonca
"aşık"
Dip Not:
📍Şenköy'deki tüm zeytin ağaçlarım Memecik türüdür ve Memecik türü AB’den coğrafi işaretlidir.
🌿AŞK için lütfen Zeytinlik Bodrum Mağazası ile iletişime geçiniz: +90 532 463 06 69




O nasıl güzel bir fotoğraftır öyle, verdiği emeğin karşılığını alınca insan böyle uçuyor işte demek ki.. Tebrik ediyorum sizi 👏🏻🧿Yazılarınızın sonunda hep yaptığınız gibi bitireyim ben de, Yonca “ uçuşta “ 🕊️
Yazından mı bahsetsem, sıkılmadan, heyecanla okuduğumdan mı? yoksa ekmek batırıp ağızıma düşünmeden attığım o zeytinyağına verilen emekten, doğru ellerde sevgiyle yapılan üretimden mi, seni sevdiğimden mi bahsetsem… bilemedim. Ellerin dert görmesin Yoncam